Çocuklarda iştah, vücutlarının enerji gereksinime bağlıdır. Dolayısıyla hareketli oldukları zamanlarda çok yedikleri az enerji sarf ettikleri zamanlarda ise iştahsızlık oldukları görülür. Süratli bir büyüme dönemine giren çocuklarında daha çok yemek yemeleri doğaldır. Ama bazı çocuklar diğerlerine kıyasla yediğini daha az yakar. Çocuğunuz yeterince hareketliyse ve normal bir gelişme gösteriyorsa zaman zaman görülen iştahsızlıklar endişe verici değildir. Ama iştahsızlıkla birlikte çocukta sağlıksız bir görünüm dikkati çekiyorsa ve normal gelişme temposunnun gerisinde kalıyorsa, bunun nedenini araştırmak gerekir.
Erkek veya kadının döl verememesi haline, halk arasında “Kısırlık”; tıp dilinde ise “Sterilite” denir.
Sebeplerini; erkek ve kadında ayrı ayrı incelemek gerekir:
•Erkeklerde kısırlık:
Normal cinsi münasebette bulunamayan veya belsuyu (menisi) olmayan erkeklere kısır denir.
Erkeklerde kısırlığı doğuran sebepler,
Psikolojik etkenler, iktidarsızlık, erkeklik uzvunda (penis’-de) görülen şekil bozukluğu, gereği gibi tedavi edilmemiş bel-soğukluğu, yumurtaların yerlerine inmemiş olması, kabakulak hastalığı sırasında husyelerin iltihaplanmış olması en başta gelen sebepler arasındadır.
Hazırlanışı: 1 tane alabalık, temizlenmeden ezilir. Üzerine 1 tatlı kaşığı karabiber, 6 diş ezilmiş sarımsak, 100 gram ince çekilmiş sığır kıyması ve 3 çorba kaşığı eritilmiş kuyrukyağı konur. İyice yoğrulur. Sonra, ceviz iriliğinde haplar haline getirilip, temiz bir kavanoza konur. Her sabah, aç karma 1 tane yutulur.
•Dişi tavşanın üreme uzvu pişirilip, yendikten sonra cinsi münasebette bulunulur.
AYRICA; her gün 1 çorba kaşığı buğday yağı veya hurma yağı yahut soya fasulyesi yağı içilir. Karaciğer, yulaf ezmesi, yer fıstığı yenir. Her gün iki kere sıcak tuğla veya sıcak kül üzerine oturmak da tavsiye edilir.
Tedavi maksadıyla aşağıdaki kaplıcalardan da faydalanılır .
Kalbimizden çıkan temiz kan damarı, gittikçe kollara ayrılarak vücudumuzun her tarafına yayılır. Bu damarlar, dal budak salıp vücuda yayıldıkça inceleşerek bütün vücudu, bir örümcek ağı gibi, kaplarlar. Tabiî halde bu damarlar yumuşak, elâstikîdirler.
Bazı sebeplerin tesirile bu incecik damarların iç tabakalarındaki hücreler bozulup kireçlenirler. Bu hal damarların az çok sertleşmesine sebep olur. Bu arızaya en ziyade ihtiyar insanlarda tesadüf olunur, .Damarların sertleşmesinin en mühim sebebi, onların zaman geçtikçe, birçok tesirler altında, bozulup eskimeleri ve elastikiyetleri kaybetmeleridir. Damar sertliğine uğramış insanlarda çabuk yorulmalar, çalış-mıya isteksizlik, hafıza kudretinin azalması, vücudun bazı azasında üşüme ve karıncalanmalar, baş ağrıları, baş dönmeleri, uykusuzluk ve sinirlilik halleri görülür. Geceleri sık sık idrara çıkmak ihtiyacı baş gösterir. Hastanın kan tazyikini gösteren damar tansiyonu yükselir. Bu damar sertleşmesi, mide, barsak, böbrek, karaciğer gibi mühim iç azasında da, az çok tesirini göstermekten geri kalmaz.
Damar sertliğine uğramış olanların perhize riayet etmeleri şarttır: Beyaz etlere az miktarda müsaade olunur. Siyah etler, sucuk, pastırma, karaciğer, işkembe gibi iç azasını teşkil eden etler yasak edilir. Yeşil sebze ve taze meyvaları tercih etmek lâzımdır. Biberli, baharlı yemeklerden ve ispirtolu içkiler kullanmaktan çekinmek icap eder. inkıbaz olmamak, irtifaı yüksek memleketlerde oturmamak, idrarını sık sık tahlil ve kontrol ettirmek, saf ve temiz havada yorulmadan gezintiler yapmak faydalı tedbirlerdir. İçinde (iod) bulunan ilâçlar, idrar söktürücü maddeler, damar sertliği çekenlere iyi gelir. Hafif ılık su banyoları, ağızdan içilmek üzere maden suları faydalıdır.
Damar sertliği olanların tansiyonları yüksek olduğu takdirde deniz banyoları zararlıdır. Hafif ılık su ile yapılacak banyolar tercihe şayandır.
Kalsiyum ve D vitamini desteği kemik yoğunluğunu artırmaz ancak kemik kaybını önleyebilir. Hormon yerine koyma tedavisi (HYKT) görmeyen menopoz sonrası kadınların günlük gereksinimi 1,200 mg kalsiyum (karbonat ya da sitrat) Ve 400-800 IU (uluslararası birim) D vitaminidir. HYKT gören kadınlarla menopoz öncesi kadınların günde 1,000 mg almaları gerekir. Kalsiyum yatmadan önce alınmalıdır. Aşırı miktarda (günde 2,000 IU’dan fazla) D vitamini tehlikeli olup böbrekte hasara ve deride kalsiyum birikintileri oluşmasına neden olabilir.
Risk altındakiler için östrojen terapisi osteoporoz başlangıcını geciktirebilir. Birçok doktor östrojenin, hormon düzeyinin dalgalanmaya başladığı (kan testiyle ölçülür) menopoz dönemi belirtilerinin başlamasıyla birlikte alınmasını önermektedir. Osteoporoz olan kişilerde kemik kaybını durdurabilir.
Tek başına östrojen verildiğinde ortaya çıkabilen rahim kanseri riskini azaltmak için, ayrıca progesteron verilmektedir. Ancak, rahmi alınmış kadınlarda bu gerekli değildir. Kişinin durumu ve seçimlerine bağlı olarak çeşitli HYKT uygulamalan vardır (s. 144-145). Gerçekleri dikkatli biçimde inceledikten sonra kadın, HYKT’nin risk ve yararlarını doktoruyla konuşmalı ve bu tedaviyi seçip seçmeme kararını ondan sonra vermelidir. Kullanımını engelleyen bir sağlık sorunu (kalp sorunları gibi) yoksa, HYKT’nin osteoporoza açık kadınlar için yararlı olduğu kabul edilmektedir.
HYKT dışında iki seçenek daha vardır ancak bunlar menopoz öncesindeki kadınlar için uygun değildir. Bu seçenekler ilk aşama tedavileri olarak ya da HYKT’nin uygulanmasını engelleyen bir durum (karaciğer hastalığı, meme kanseri, kan pıhtılaşması rahatsızlıkları ve açıklanamayan vajina kanamaları) olduğunda ya da kadının HYKT istememesi durumunda kullanılır. Bunlar bisfosfonatlar ve seçici östrojen reseptör modülatörleridir (SÖRM) ve hastalara en çok raloksifen verilmektedir. Bisfosfonatlar aşınmasını önleyerek kemiği etkiler. Raloksifenin kemikler üzerindeki etkisi östrojenin etkisine benzer; ancak, kalça kemiği çatlaması riskini azalttığının bir göstergesi yoktur.
Kemik kaybını önlemek için bazen hastaya burun spreyi olarak kalsitonin verilir. Ağrılı omurga çatlaklannda iğneyle de uygulanabilir.
Dünyamızda 3 milyar 300 milyon insan yaşamaktadır. Bu insanların pek ufak bir azınlığı,yüzde biri, tıbbı bakım ve bilgiden uzak yerlerde yaşarlar. Hayret edilecek husus şudur ki,bu bölgelerde yaşayan insanlar dünyanın en sağlıklı insanları arasındadırlar. Çok defa dünyanın en kötü bölgelerinde yaşayan insanlar,medeni dünyanın hastalıklarını tanımazlar. Bunun sebebi,bu ilkel kimselerin insan topluluklarından uzakta ve kendi başlarına yaşamalarıdır.
İyi bir sağlık, ilâçlardan çok çevreye uyum sayesinde elde edilir. Uzaklarda yalnız yaşayan insanların bu bakımdan şansları vardır. Vücutları bölge hastalıklarına karşı direnç kazanmıştır. Yeni hastalıklara da pek rastlanmaz. Ancak bu bölgeye gelen bir yabancı yeni hastalıklar getirebilir. Elbette bu kötü birşeydir. Yaşadığımız yüzyılın başında bir Eskimo köyüne gelen seyyahların getirdikleri kızamık, bu köyde yaşayan 99 köylüden 98′inin ölümüne sebep olmuştur. Amerika’nın keşfi sırasında meydana çıkan büyük salgınlar da, bu bölgeye gelenlerin getirdikleri yeni hastalıklar sonucudur. Tıp tarihinde buna ait pek çok örnek bulmak mümkündür.
Buna yurdumuzdan da örnekler bulmamız mümkündür. Hâlâ kanalizasyon, elektrik, su gibi ilk akla gelen belediye hizmetlerinin girmediği, okul, öğretim ve müsbet ilim gibi devrimiz insanları için ihtiyaç haline gelen kültür konularından habersiz yaşayan Doğu köylerinin birçoğunda, büyük şehirlerde rastlanan hastalıkları bulmak mümkün değildir. Şehir insanlarının çelimsiz, halk deyimi ile sık sık hastalanan anlamında “nanemolla” kişiler olmasına karşılık, medeniyetin bütün gereklerinden habersiz dağ köylerinde yaşayanlar her bakımdan sıhhatli ve iri yapılı, iyi gelişmiş kimselerdir.
Kolayca ve rahatlıkla zayıflamak için Biber Hapı kullanmanız yeterli olur.